*Sitemize Üye Olunca Elinize Ne Geçer?

<--- 1. Üye Olarak Linkleri Görebilirsiniz... --->

<--- 2. İstediğiniz Kadar Paylaşım Yapabilirsiniz... --->

<--- 3. Güzel Bir Forum Hayatı Yaşayabilirsiniz... --->

● En Güncel Paylaşım Platformu ●

---Misafir--- Hos Geldiniz Daha iyi Bir Hizmet İçin Üye olunuz.ÜyeLer Link GörebiLir

    Türkiye Ve Terör!

    Paylaş
    avatar
    KeTo[N]
    ● Co-Admin ●
    ● Co-Admin ●

    Türkiye Ve Terör!

    Mesaj tarafından KeTo[N] Bir Cuma Ekim 08, 2010 2:24 pm

    DÜNYA'DA TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL ÖNEMİ

    Türkiye; Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının birleştiği noktada bir köprü durumunda, dünya güç dengesini etkileyebilecek sürekli ve çok yönlü çıkar ve güç çatışmalarına sahne olan, Orta Doğudaki petrol kaynaklarına yakınlığı ve Orta Asya’daki Türk devletleri ile entegre olabilme avantajı nedeniyle önemli bir jeopolitik ve jeostratejik konuma sahiptir.

    Akdeniz'in egemenlik kapılarından biri olan Marmara Denizi ve Boğazlar bölgesini elinde bulundurması, Orta Doğu, Basra Körfezi’nden Ege’ye kadar Doğu Akdeniz'i kontrol edebilecek coğrafi konumu ile bölgedeki bütün ülkelerin güvenlik ve her türlü ulaşım faaliyetlerini çok yakından ilgilendirmektedir.

    Bölgede cumhuriyet ve demokrasi ile idare edilen, tek müslüman ve laik bir ülke olan Türkiye, altmış yedi milyonluk nüfus potansiyeli, zengin yeraltı ve yerüstü kaynakları, ayrıca her geçen gün gelişmekte olan ekonomik ve teknolojik gücü ile bölgede mevcut politik, askeri ve ekonomik dengeyi bulunduğu tarafa kazandırabilecek milli güce ve coğrafyaya sahip bir bölge devletidir.

    Dünyada besin ihtiyaçlarını kendi kaynaklarından karşılayabilen ve ihtiyaç fazlası ürün sağlayabilen nadir ülkelerden biridir.


    TERÖR ÖRGÜTLERİ GENÇLİĞİ NASIL KAZANIYOR?



    Ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütleri, militanlarını bir takım psikolojik süreçlerden geçirdikten sonra silahlı faaliyetlere sokmaktadırlar.

    Bu psikolojik süreçleri kısaca açıklayacak olursak;



    1. Grup Dinamiği

    Terör örgütlerinin eleman kazanmada kullandığı ilk psikolojik süreç, grup dinamiğidir.

    Bir terör hareketinin başarılı olabilmesi için daha ilk anlardan itibaren kapalı bir teşkilat kurması ve bütün taraftarlarını bu örgüt içerisinde eriterek örgütün ayrılmaz bir parçası haline getirebilecek bir güce sahip olması gerekmektedir.

    Bundan dolayı grup ve grup dinamiği süreci hakkında kısaca bilgi vermekte fayda vardır.

    Günlük konuşmada kullanılan “grup” sözcüğü en genel anlamda çoğul olmayı ifade eder. Sosyolojide ve Sosyal Psikolojide ise grup kavramı çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Bu tanımlara göre, bir kalabalığın grup olabilmesi için ortak amaçlar, ortak normlar, kendilerini bir gurup olarak hissetmeleri gibi koşullar öne sürülmüştür. Gruplar şüphesiz bu özellikleri göstermekle beraber, bir topluluğun grup olabilmesi için bir “etkileşim”in olması gerekmektedir. Buna göre grup, “etkileşim halinde olan birden fazla insan” demektir.

    Grup dinamiği ise, bir grup içinde oluşan sebep-sonuç ilişkileri ile grupların oluşması ve işleyişini ifade etmektedir.

    Gruplar, insanların rasgele bir araya geldikleri topluluklar değildir. Onları bir arada tutan değerler sistemi vardır.

    Her insan istediği gruba giremez. Çünkü grubun yazılı olmayan yasaları vardır.

    Her gurubun bir işleyişi, kalıplaşmış değerleri, amaçları ve ilişki düzeni vardır.

    Her grupta bir dayanışma, birlik, iş bölümü ve üyelerden ayrı beklentiler vardır.

    Her grubun ortak bir aklı, tavrı, tutum ve davranış şekli vardır.

    Liselerde, üniversitelerde, işçiler ve kamu çalışanları içerisinde, mahalli alanda örgüt sorumluları örgüte kazanmayı planladıkları kişilerin;

    Aile yapısı,

    Zaafları,

    İrtibatta olduğu arkadaşları,

    Ekonomik düzeyi gibi yönleri hakkında istihbarat yaparlar.

    Örgüte kazanılması planlanan kişi hakkında gerekli bilgiler toplandıktan sonra insan psikolojisini iyi bilen örgüt militanları bu bilgilerin ışığında harekete geçerler.

    Bazen gerekli diyalogun sağlanması için bir çay, sinema, tiyatro ve konser daveti, ekonomik sıkıntıda olan öğrencilere burs ve kalacak yer temini yeterlidir.

    Hepimiz biliriz ki, her insanın hayatta karşılıksız bir sevgi, ilgi ve samimiyete ihtiyacı vardır. Örgüt militanları bu işi ideolojik amaçlar uğruna yaptıklarından kazanmayı planladıkları kişiye karşılıksız arkadaşlık ve dostluğu uzun vadede bedelini almak üzere sunmaktadırlar. Dolayısıyla bu davranışları muhataplarının kalplerini kazanmalarına vesile olmaktadır.

    Örgüte kazanılması planlanan genç, kurulan bu sıcak diyalogdan sonra kendini olduğu gibi kabul eden, kendine değer vererek adam yerine koyan senaryosu, sahnesi ve oyuncuları önceden planlanmış bir grubun içerisine çekilir.

    Örgütlere bu psikolojik sürecin işlemesi ile birlikte adım adım giriş yapan bir kişi nereye doğru sürüklendiğinin farkında bile değildir. Ta ki, eline bir silah alıp silahlı eyleme başlayacağı güne kadar...

    Görüldüğü üzere, örgütlenme ve militan kazanmada terör örgütleri tarafından planlı ve devamlı aksiyonlar şeklinde uygulanan psikolojik harekat faaliyetleri, insanın zihnini, kalbini ve ruhunu hedef almaktadır. Planlayıcısı, uygulayıcısı ve hedefi insan olan bu faaliyet türü oldukça karmaşık bir şekilde cereyan eder. Öyle ki, çoğu zaman hedef haline gelen bireyler kendi düşünce, duygu ve davranışlarında meydana gelen değişikliklerin farkına bile varamamaktadırlar.



    2. Tutum Değişikliği

    İnsan psikolojisinden istifadeyle grubun içine çekilen bireye gruptaki militanlarca örgüte ait kitap, gazete ve dergiler okutturulmaya başlanır. Çünkü, kitaplar, gazeteler ve dergiler beyin yıkamanın ve şartlandırmanın en etkili araçlarıdır.

    Çağımızda yaygın olarak kullanılan dergi, gazete, kitap gibi basılı; radyo, sinema, TV. gibi görüntülü ve sesli iletişim araçları, insanlara aktardıkları bilgi ve neden oldukları davranış değişikliğiyle ortak amaçların, beklentilerin, değerlerin, inançların, duygu ve düşüncelerin oluşmasında önemli rol oynarlar.

    Her yasadışı örgütün illegal ve legal nitelikli yayınları vardır. İllegal yayınlar tamamen yasadışı ve korsan olarak çıkarılırlar. Bir de yasalar uygun olarak çıkarılan kitap, dergi ve gazete satıcılarında aleni olarak satılabilen dergi ve kitaplar vardır ki insanlar içeriğindeki tehlikeyi sezemeden etkisinde kalırlar.

    Grupta örgüte kazandırılmak istenen bireyin tutum ve davranışlarının değişimine kitap, gazete ve dergiyle başlanmasının nedeni tutumların oluşumundaki üç öğedir. Bunlar düşünce, duygu ve davranıştır.

    Bilindiği gibi tutum; “Bir bireye atfedilen ve onun bir psikolojik obje ile ilgili düşünce, duygu ve davranışlarını düzenli bir biçimde oluşturan bir eğilimdir.”

    “Diğer bir ifadeyle tutum, davranışla anlatılan ve içten gelen bir duygudur.” Tutumlara bu yüzden insan davranışlarının görünmez dünyası da diyebiliriz.

    İşte kitaplar, gazeteler ve dergilerle yapılmak istenen, tutumların oluşumunda birinci süreç olan düşünce boyutunun beslenmesidir. Bu boyut beslenirken grupta özellikle gruba yeni katılmış bireyin okuduklarını hazmetmesi için sözde tartışmalar ve münazaralar yapılır. Aslında bu münazara ve tartışmalar genellikle güdümlü sorular ve bunlara verilen cevaplardan oluşur. Bu arada bireye okuduklarına dair görüşleri sorulur. Grup halinde örgütün planlı ve programlı olarak hazırladığı seminer ve toplantılara gidilir. Bitirilen her yeni kitabın ve derginin yerini ise başka bir kitap ve dergi alır.

    Bu arada, bireyden sadece örgüte ait yayınlar ile örgütün amaçlarına uygun olarak çıkarılan kitap, gazete ve dergileri okuması istenir ve doğruların sadece örgütün yayınlarında yer aldığı empoze edilir. Bunun amacı bireye bir at gözlüğü kazandırabilmektir.

    Düşünce boyutuyla birlikte aynı zamanda duygu boyutu da beslenmeye başlanır. Bunun için de örgüt tarafından hazırlanmış sloganlar ve müzikler kullanılır. Bilindiği üzere insan düşündüğü gibi duygulanan bir varlıktır.

    Yasadışı örgütlerin, kendilerince oluşturulan veya desteklenen müzik ve dinleti grupları, kendilerine has sloganları ve kalıplaşmış söylemleri vardır.

    Düşünce ve duygu boyutu her geçen günle birlikte beslenen bir bireye davranış boyutu olan silahlı eylemlere hazırlık teşkil etmesi için, içine çekildiği grupla beraber bildiri dağıtma, afiş asma, mitinge katılma gibi faaliyetlerde görev verilir. Hatta, örgütü sahiplenmesi açısından militan adayına örgüt içerisinde küçük küçük sorumluluklar verilir. Grup sorumluluğu, sınıf sorumluluğu gibi...

    Grup psikolojisinin etkisiyle örgüte kazanılmak istenen birey, yapılan işlerin yanlış olduğunu düşünse bile artık itiraz edemez. Baş tarafta grubun, ortak değer yargılarının, yazılmamış yasalarının, ortak tavır, tutum ve davranışlarının olduğu belirtilmişti. İşte bu süreç tüm gücüyle bireyin üzerinde ağırlığını hissettirmeye başlamıştır.

    Çünkü terör örgütleri, bir kimseyi savaşmaya ve ölmeye hazır hale getirebilmek için o kimsenin kişiliğini bedeninden ayırmaktadırlar. Diğer bir ifadeyle onun kendi gerçek kişiliğine sahip olmasını önlemektedirler.

    Ve davranış boyutu...

    Düşünce ve duygu boyutu örgütün yaşam felsefesi doğrultusunda beslenmiş bir birey, artık silahlı eylemlere katılmayı kendi ister hale gelmiş olur. Bu arzuyu fark eden örgüt ilk başlarda yeni kazandığı militanına görev vermeye pek istekli görünmez. Tabii ki, bu yeni kazandığı militanına bir taktik davranıştan başka bir şey değildir. Örgütün böylesi bir tutum sergilemesi yeni kazanılan militanı davasına daha da motive eder.

    Ve silahlı eylemlere başlar...

    Evet, davranışlarımızın itici gücü düşüncelerimizdir. Düşüncelerimizin besin kaynağı ise kitaplar, gazeteler, dergiler vs. Bu yüzden kitapların, dergilerin ve gazetelerin insan zihninde, kalbinde ve ruhunda bıraktığı izleri silmeye yeryüzünde hiçbir çare, çözüm olamaz.



    3. Algılama

    Terör örgütleri, kazandığı militanlarının beyinlerini ve ruhlarını, örgütün amaçlarına şartlandırma faaliyetlerini, bu kadarla da bırakmamaktadır. Ayrıca, yeni kazandığı militanlarının algılama dünyalarına da nüfuz ederek, örgütün idealleri ve amaçlarından başka herhangi bir şey düşünmelerini önlerler.

    Sol örgütlerin örgüt içinde militanları için yayınladıkları yayınlarda, “devrimcinin şahsi hayatı olmaz” sözünden bunu çok iyi anlıyoruz.

    Bu arada kısaca tanımlayacak olursak algı; “duyu organlarından beynimize ulaşan verilerin örgütlenmesi, yorumlanması, anlamlandırılması sürecine verilen addır. Duyu organlarımıza ulaşan veriler, algılama olmaksızın tek başlarına fazlaca bir değer taşımazlar. Duyusal verilerin algılanması, yani anlamlandırılması gereklidir. Bize ulaşan duyumlara ne tür tepkilerde bulunacağımızı ancak algılama sonucunda kararlaştırabiliriz.”

    Tanımdan da anlaşılacağı üzere, her şey nasıl algıladığımızda başlıyor ve nasıl algıladığımızda devam ediyor. Bu konu toplumsal hayatta yaşayan insanlar için ne ise terör örgütlerinin bünyelerinde bulundurduğu teröristler açısından da aynıdır.

    Daha önce de ifade ettiğimiz gibi terör örgütleri, militanlarını önce ideolojik yönden düşünce boyutunda yetiştirirler. Bunun nedeni de, “algılama”nın olabilmesi için bir insanın önce düşünmeyi öğrenmesi gerekmektedir. Bir insan, ancak düşünce sistemi geliştikten sonra duyu organları aracılığıyla gelen uyarıcıları örgütleyip, anlamlandırabilir. Yani algılayabilir.

    Bir insanın “Algılama Dünyası”nı psikolojik süreçler vasıtasıyla eline geçiren terör örgütleri o insanı bir robot haline getirip istedikleri her şeyi çok rahatlıkla yaptırabilmektedirler.

    Bir örgüt militanının bu evrelerden geçtikten sonra kendi duyu organlarıyla algılayabilmesi ve kendi beyniyle düşünebilmesine imkan yoktur. Çünkü beyin yıkama ve şartlandırma süreci profesyonelce gerçekleştirilmiştir.

    Yoksa bir militanın kundaktaki bebekleri gözünü dahi kırpmadan öldürebilmesi nasıl izah edilebilir ?



    4.Militan Kimliği ve Kişiliği Kazandırma

    Terör örgütlerinin, bir gencin psikolojik yönden beynini yıkayarak ideolojileri çerçevesinde şartlandırmalarının en önemli nedeni “kesin inanç” adamı haline getirmektir. Nitekim, bir gencin örgüte gelene kadar ailesinden ve çevresinden aldığı kimlik ve kişilik silinerek yerine yeni bir kimlik ve kişilik kazandırılmaktadır. Biz buna militan kimliği ve kişiliği diyoruz. Bir terör örgütünün militanlarını bu süreçten geçirmesindeki amaç ise, işleteceği cinayetlerin meşruiyet dayanağını o kişinin iç dünyasına yerleştirebilmektir. Bundan sonra, bir militan işlediği cinayetlerden dolayı vicdani herhangi bir sıkıntı çekmemektedir.



    SONUÇ

    Ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütleri öğrenci kesimi, işçi kesimi, kamu kesimi ve vatandaşlarımız içinde kurdukları sistemle kaybettikleri her militanının yerini yeni bir militanla besleyerek ayakta kalmaya çalışmaktadırlar.

    Tıpta, bir insana hasta olmamanın yol ve yöntemlerini öğretmek amacıyla kurulmuş koruyucu hekimlik vardır.

    Bu noktada, terörle mücadelede de bize düşen görev, koruyucu hekimlikte olduğu gibi gençliğimize sahip çıkarak terörizm hastalığına yakalanmamanın yol ve yöntemlerini öğretmek olmalıdır.

    Ancak, gençliği terör örgütlerinin tuzaklarına karşı korumak sadece güvenlik güçlerimizin vazifesi değil, ana babalardan, öğretmenlere, ilgili tüm kurumların kısaca herkesin görevidir.

    Muhteşem tarihi geçmişi, tüm dünyayı kıskandıran jeopolitik konumu, genç nüfus potansiyeli, zengin yer altı ve yer üstü kaynakları ile bulunduğu coğrafyada güçlü bir ülke olan Türkiye’nin, 21. yüzyıla girerken devletler arası platformda söz sahibi olabilmesi iyi eğitilmiş, idealleri olan gençliğe bağlı olduğu gözden uzak tutulmamalı ve herkes üzerine düşeni yapmalıdır.



    KAYNAKLAR

    1. E. HOFFER, Kesin İnançlılar, İstanbul, Yüksel Matbaası, 1980.

    2. Ç. KAĞITCIBAŞI, İnsan ve İnsanlar, İstanbul, Cem Ofset Matbaacılık, 1980.

    3. Ü. DÖKMEN, İletişim Çatışmaları ve Empati, İstanbul, Sistem Yayıncılık, 1994.

    4. J.C. MAXWELL, Kazanan Tutum, İstanbul, Sistem Yayıncılık 1997.

    5. J.E.ADDINGTON, % 100 Düşünce Gücü, İstanbul, Akaşa Yayıncılık, 1996.

    6. A.YÖRÜKOĞLU, Gençlik Çağı, Özgür Yayın Dağıtım,1993.

    7. R. Ş. APUHAN, Kendime Engel Olmayacağım, İstanbul, Timaş Yayınları, 1996.

    8. N.ALKAN, Psikolojik Harekat, Terörizm ve Polis, Ankara, TEMUH Yayınları,2000.

    9.TEMUH Dai. Bşk. lığı arşivi, 2002.




    GENÇLERİMİZİ KORUYALIM

    Çeşitli ülke ve toplumlarca kendi milli hedef ve menfaatlerine ulaşma aracı olarak kullanılan propaganda faaliyetleri, ülkemiz ve özellikle gençlerimiz için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

    Gerçekten de ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz gençlerimiz, çoğu zaman çeşitli tehdit odakları tarafından arzu edilmeyen davranışlara itilmektedirler. Cesaretin çekingenliğe, macera isteğinin rahata, duyguların mantığa üstün geldiğini, araştırma, öğrenme ve dinamizm çağındaki bu dönemde gençlerde en etkin duygu otoriteden kurtulma duygusudur. Gençlerimizin bu kritik döneminden yararlanmak isteyenler bütün planlarını gençlerimizin bu özellikleri üzerine bina etmektedirler. Çeşitli kitle iletişim araçları ile gençlik kesimine ulaştırılan haber, bilgi, tema ve sloganlar yardımı ile gençlerin daha önce kazanmış olduğu değerler tahrip edilerek zihinleri karıştırılmaya çalışılmaktadır.

    Ülkemiz, 30 yıldır iç ve dış düşmanların destekleyip organize ettiği yıkıcı faaliyetlerden oluşan tehdit ve bu tehdidin doğurduğu terör olayları ile karşı karşıyadır. 1968'den 80'li yıllara kadar sağ-sol, 1980'den sonra ise Türk-Kürt ve en son olarak da laik-antilaik, diye bölünerek insanlarımız birbirine kırdırılmak istenmektedir. Her şeyden öte, bütün bu olaylar ülkemizin siyasi, ekonomik ve kültürel yönden rotasını düzelttiği, işlerin iyi gittiği dönemlerde -sanki önünü kesmek istermişçesine- çıkarıldığı izlenimi uyanmaktadır.

    Soğuk savaş dönemlerinde uygulanan yol ve yöntemlerin amacı, o ülkeyi siyasi, sosyo-kültürel, ekonomik, psikolojik ve askeri yönden zaafa uğratarak yıpratmaktır.

    Bu doğrultuda, ülkemize ve toplumumuza yönelik hasım devletlerce yürütülen planlı, devamlı, çok yönlü ve çok merkezli bu propaganda faaliyetleri hakkında bütün vatandaşlarımızın, özellikle üniversite ve yüksekokul seviyesine erişmiş veya çalışma hayatına atılmış gençliğin “bilgilendirilmesi” gerekmektedir. Zira, konu hakkında yetersiz bilgiler ve toplumun bilgisiz olması ülkemize yönelen tehdidi daha da etkili bir duruma getirmektedir.

    Geçmişten bugüne, ülkemizdeki terör örgütleri faaliyetlerini, silahlı yöntemlerin yanında psikolojik yöntemlerle de sürdürmektedirler. Buna paralel olarak, ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütlerinin örgütlenme ve eleman kazanma aşamaları bir yayınevinin etrafında bir araya gelen insanların yazdığı kitaplar ile çıkardıkları gazete ve dergilerle başlamakta ve devam etmektedir. Bir örgütün faaliyet yürüttüğü toplumun içerisinde taban bulabilmesi ve eleman kazanabilmesi için ideolojik olarak kabul görmesi gerekmektedir. Bilindiği gibi “davranışların görünmez dünyası düşüncelerdir”. Bu bakımdan, bir insana arzulanan istikamette davranışta bulundurmak için önce düşünce dünyasında gerekli değişikliğin yapılması gerekmektedir.

    “Düşünce ek, eylem biç” sözünden hareketle, ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütleri, zehirli terörizm aşısını önce zihinlere yapmaktadırlar. Zihinlerde yapılan tahribatlar, zamanla insanların ruh dünyalarına nüfuz ederek eylem haline dönüşmektedir. Bunu,“Kalem fikir vermezse, kılıç kesmez” sözü çok güzel ifade etmektedir.

    Bu çerçevede, terör örgütleri tarafından yürütülen psikolojik harekat faaliyetleri, örgütlenme ve militan kazanmak için müracaat edilen tek ve eşsiz bir mücadele yöntemidir.

    Bilindiği gibi, bütün terör örgütlerini ayakta tutan bazı unsurlar vardır. Bunlar; ideoloji, iç ve dış destek, para ve elemandır. Bir terör örgütünü ayakta tutan en önemli kaynak insandır. Bir insanı örgüte bağlayan öğe ise, ideolojidir. Bir terör örgütünün istediği kadar parası olabilir, yurtiçi ve yurtdışından istediği kadar maddi ve manevi destekçileri olabilir. Fakat, insan kaynağı olmadığı sürece, o örgütün ayakta kalabilmesi mümkün değildir.

    İşte, örgütlerin bu ihtiyacını karşılama zorunluluğu göz önünde bulundurularak gençliğimizi yıkıcı, bölücü ve irticai örgütlerin tehdidinden koruyabilmek için anne ve babalardan, okullarımıza, medyaya ve polise kadar herkese büyük görevler düşmektedir.



    a.Anne ve Babalara Düşen Görevler

    Gençlik bir insanın yaşamındaki en kritik dönemlerden biridir. Çocukluktan ergenliğe adım atan gençlerde ilk değişiklikler önce fizyonomilerinde başlamaktadır. Fizyonomideki bu ani değişiklikler, ellerin, ayakların büyümesi, burnun ve çenenin büyümesi, vücuttaki kıllanma, sesteki değişiklikler vs. genci tedirgin etmeye başlar.

    Fizyonomideki bu ani değişim bir gencin görünümünü ilk zamanlarda olumsuz yönde etkilemektedir. Zira, fizyonomide orantısız bir görünüm söz konusudur. Bunun nedeni ise organların gelişimlerini farklı zamanlarda tamamlamalarıdır.

    Ergenlik dönemi ile gençliğe ilk adımını atan bir bireyin fizyonomisindeki bu orantısız ve karmaşık görüntü psikolojisinde de görülmektedir.

    Gençlerin aşırı alıngan davranmaları, başkalarına acımasızca eleştirilerde bulundukları halde, hiç eleştiriye gelememeleri, coşkulu ve hayalci olmaları, otoriteden devlete varana kadar her şeyi eleştirme eğilimi taşımaları vs. buna en iyi örneklerdir.

    Aslında gençler bu davranışlarıyla ana babadan otorite figürünü temsil eden öğretmen ve devlete kadar herkese bir mesaj vermektedirler. Nedir bu mesaj? Shakesper, “Dünya bir sahne, insanlarda bu sahnede birer oyunculardır” demiştir. İşte gençler, anne babaya ve otorite figürünü temsil edenlere, dünya bir sahne ise ve bu sahnede bana düşen bir rol var ise şayet, benim bu rolümü en iyi şekilde oynayabilmem için kendime ait bir benlik, kendime ait bir kimlik ve kişiliğimin olması gerekir diyorlar. Anne babalar da; hayır, siz bizim istediğimiz tarzda kimliğe, kişiliğe ve benliğe sahip bir çocuk olacaksınız diyorlar. Bu noktada anne babalarla gençler arasında iletişim kopukluklarına neden olabilecek çatışmalar çıkıyor.

    Yapılan araştırmalarda gençlerin anne babalardan en büyük şikayeti adam yerine, yetişkin yerine konmamak, anlayışsızlık, güvensizlik ve sürekli çocuk yerine konmak olduğu görülmüştür.

    Bu nedenle; bir genç, aile ortamında adam yerine konmadığı, yetişkin yerine konmadığı için kendine değer veren, adam yerine, yetişkin yerine koyan ortamları aramaya başlıyor. Satanist gruplar ve terör örgütleri de maalesef tam bu kavşakta gençlerimizin karşısına çıkıyor ve onu kazanana kadar ileride bedelini fazlasıyla almak üzere sözde sevgiyi, saygıyı ve değeri gençlerimizin arzuladığı bir şekilde veriyorlar.

    Bu aşamada yıkıcı, bölücü, irticai ve zararlı örgütler, bir gencin zihnini, kalbini ve ruhunu avuçlarını içerisine aldığı zaman o genç örgüt dışına çıkmak istese de, çıkması mümkün değildir.

    Aslında gençlerin büyüklerden beklediği sınırsız bir özgürlük ve tek başına buyruk olmak değildir.

    Onlar;



    ....:: KeTo [N] :::....

    Paylaşımlarımın tamamı tarafımdan denenip,
    sorunsuzluğu test edildikten sonra sizlere sunulmaktadır.
    avatar
    KeTo[N]
    ● Co-Admin ●
    ● Co-Admin ●

    Geri: Türkiye Ve Terör!

    Mesaj tarafından KeTo[N] Bir Cuma Ekim 08, 2010 2:24 pm

    ·Toplumda kendilerine yer edinmek,

    ·Kendilerini ispat etmek için bağımsız olmak,

    ·Güvenilmek ve adam yerine konmak isterler.

    Onların sabırsızlığı gençlik çağının belirsizliğinden bir an önce kurtulma çabasından kaynaklanmaktadır.

    Anne ve babalara tavsiyemiz, gençlik çağındaki çocuklarınızı gereksiz yere yargılamadan, eleştirmeden adam yerine, yetişkin yerine koymaları ve onlara bu kritik dönemde herkesten daha çok yardımcı olmalarıdır.

    Terör örgütlerine ve aşırı akımlara katılan, uyuşturucu kullanan gençleri yakından analiz ettiğimizde, genelde ailevi problemlerinin olduğunu, en azından ailelerinin kendilerine karşı çok ilgisiz olduğunu görmekteyiz.

    Van İli Çatak İlçesi, Sırmalı Köyü Dokuzdam Mezrası’nda 13 Eylül 1997 tarihinde, güvenlik güçleriyle girdiği silahlı çatışmada, ölü olarak ele geçirilen “Agit” kod isimli PKK terör örgütü mensubunun üzerinden çıkan şiir, anne ve babalara önemli mesajlar vermektedir.



    Pişman etme aman doğduğum güne,

    Mutlu olmak hakkım olsa bile

    Bir zalim düşürdü beni bu hale

    Pişmanım an*** inan bırakmıyorlar.



    İster miydim soğuklarda, dağda yatmayı

    Anaların yüreğine ateş yakmayı

    Veren kahrolsun elime silahı

    Pişmanım an*** inan bırakmıyorlar.



    Bir zalim, başından vururum diyor

    Dönenin sonu ölümdür diyor

    Ne kadar pişman olursan ol diyor

    Pişmanım an*** inan bırakmıyorlar.



    Dost sandıklarım pusuda yatıyor

    Kaçmaya kalksam namluyu dikiyor

    Her gece bir zalim nöbet tutuyor

    Pişmanım an*** inan bırakmıyorlar.



    Her gün biraz daha azalıyorlar

    Çoğu pişman olmuş, diyemiyorlar

    Ölüm soğuktur anam kaçamıyorlar

    Pişmanım an*** inan bırakmıyorlar.



    b. Öğretmenlere Düşen Görevler

    Gençler için okul, öğrenim görülen, arkadaşlıklar ve yeni ilişkiler kurulan toplumsal bir ortamdır. Orta öğrenimden itibaren, gençlerle öğretmenler arasında etkin bir iletişim doğmaktadır. Gençlerin tutum ve davranışları, özgürlük girişimleri öğretmen-öğrenci ilişkisine değişik bir boyut kazandırmaktadır. Bu dönemde, genç, kendisini ayrı bir varlık olarak görmek ve göstermek çabasındadır. O artık kendi başına kişiliği olan biri olarak tanınmak ister ve ailesinden dolayı değil, kendi yetenekleriyle, başarısıyla ve kişilik özellikleriyle beğenilmek ve kabul görmeyi arzu eder. Bu bakımdan okul ortamı, etkilendiği ve başkalarını etkileyebildiği bir toplumsal ortamdır. Hayranlık duyduğu bir öğretmen bu geçiş döneminde ona dayanak olur. Anne ve babasıyla kopardığı iletişimi okulda sürdürebilir. Kendine yeni özdeşim örnekleri yaratır. Öğretmen de gence değer veriyorsa genç mutludur, onun kişiliğinden kendi benliğine olumlu özellikler katmaya çalışır.

    Eğer, öğretmen okulda aşırı disiplin ve baskı uyguluyorsa, gençlerin ergenlik döneminden kaynaklanan problemlerine yardımcı olmak yerine, anlayışsız davranıyorsa, bir genç ailesinden ve okulundan bulamadığı sevgi ve saygı dolu hoşgörülü ortamı başka yerlerde aramaya teşebbüs eder.

    PKK terör örgütü içerisinde 3,5 yıl silahlı eylem ve faaliyetlerde bulunduktan sonra örgütün iç yüzünü tüm çıplaklığıyla görüp, güvenlik güçlerine teslim olan Sami Demirkıran, gazeteci Arslan Tekin ile yaptığı röportajda, örgüte okulda öğretmeninden yediği bir tokat nedeniyle katıldığını söylemiştir.

    Aşağıda yer alan bir öğretmenin öğrencileriyle kurmuş olduğu olumlu iletişim, olumsuz sonuçları bakın nasıl engellemektedir.

    "Öğretmen bu lisede göreve yeni başlamıştı. Bir gün üçüncü ya da dördüncü defa girdiği sınıflardan birinde burnuna yoğun bir alkol kokusu geldi. Sınıf, öğretmenin bu kokuyu alacağını düşündüğünden tetikte bekliyordu. Gözlerini öğrencilerin üzerinde dolaştıran öğretmen, arka sıralara doğru yürümeye başladı. Duvar dibinde oturan bir öğrenci her hali ile “Koku benden geliyor” diyordu. Öğretmen öğrencinin başına dikildi. Delikanlı, olabileceklerin endişesi içinde “İstersen bu konuya hiç girme” gibilerinden uyarıcı bir bakışla öğretmene baktı. Bütün sınıf dönmüş kendilerini izliyordu. Öğretmen samimi bir merakın dışına taşmamaya özen göstererek sordu:

    -Bu kokuyu nereden kaptın?

    Bu esprili soru delikanlıyı rahatlattı. Yine de tedirginliği tam olarak geçmemişti. Bu, o anda pek mümkün de değildi. Fakat yine de kendisinde, bir elini yüzüne siper yapıp cevap verme cesaretini buldu.

    -Ben, dedi. Geceleri, babamın çalıştırdığı bir meyhanede barmenlik yapıyorum... Bazen ben de içki içiyorum... Dün akşam öyle oldu...

    Sonra öğretmenin tepkisini anlamak ve karşı tepkiye hazırlanmak için elini yüzünden çekip dik bakışlarla öğretmenine baktı...

    Öğretmen hafif bir gülümsemenin eşlik ettiği bir kararlılık ve ciddiyet içindeydi. Konuyla bir öğretmenin alışılmış tavrı içinde ilgili olmadığını, kendisi için bir büyük meselenin ortaya çıkmadığını, sınıfa içkili geldiği için kendisini azarlamak gibi bir niyetinin olmadığını tek bir hareketle anlattı. Elini delikanlının omzuna koyup biraz sıktı. Bunda “çalışmana memnun oldum” gibilerden bir mesaj da yok değildi. Bütün bunlar olup biterken senaryo da çoktan hazırdı. Şöyle dedi öğretmen:

    “-Geçenlerde ünlü bir barmenle yapılmış bir röportaj okudum. Adam ben ömrümde ağzıma içki koymadım diyordu. Bunun ne kadar zararlı bir şey olduğunu yıllardır izliyorum. Bu ifadeler çok ilgimi çekti. Müşterilerle beraber içki içen çok barmen vardır. Fakat içki içmeyen bir barmene ilk defa rastladım.

    Bu adam bana çok güçlü bir kişiliğin sahibi gibi geldi. Ben aynı iradeyi sende de görüyorum. Sende de aynı güçlü karakter var. İçki içmeyen bir barmen olabilirsin...”

    Öğretmen itirazına barmenlikten başlasaydı büyük ihtimalle değişen bir şey olmayacaktı. Çocuk öncelikle bu yönde bir itiraz beklediğinden karşı itiraz için hazırlığını yapmıştı bile. İşe “içki içmeyen barmen” imajının yüceltilmesiyle başlanması delikanlı üzerinde beklenen etkiyi yaptı. Kafasındaki “madem barmenim benim içki içmem normal” kabulü bir anda yıkıldı. Daha önemlisi ona “içki içmeyen barmen” tiplemesi daha cazip geldi. Zaten istenen buydu. Delikanlı düşüncesini bir anda değiştirerek “irade ve karakter” sahibi birisi sıfatıyla içki içmeyen bir barmen olmaya karar verdi. Üstelik artık daha çok ilgi görecekti. Diğer barmenlerden farklı olduğunu düşünmek ona heyecan vermişti.

    Düşüncedeki “operasyon” başarılı oldu.

    Çocuk, zihninde kendisi için çok ilgi çekici bir resim yaptı ve bu resme uymak için gerekli adımları attı. Kendisi ile ilgili eski resmin yırtılıp atılması için birkaç saniye yetti.

    O şimdi ne içki içiyor, ne de barmenlik yapıyor.

    Öğretmen, delikanlının zihnindeki resimleri değiştirmek için fazla zorlanmadı."



    c. Medyaya Düşen Görevler

    Kitle iletişim araçlarının (Medya) işlevleri içerisinde, haber verme en temel işlev olarak bilinmektedir. Nitekim; haber, kitle iletişim araçlarının ortaya çıkması ve toplumun vazgeçilmez unsurları arasına girmesinin en belirleyici özelliğidir. Haberin değişik tanımları yapılmıştır. Ancak, “insanları ilgilendirecek, zamanlı olan bir düşüncenin, olayın veya sorunun özeti” şeklindeki tanım en bilinenidir.

    Medya, toplumu bilgilendirmek üzere verdiği haberler konusunda yansız ve objektif olmalı, haberleri kendinden bir şey ilave etmeden vermeye dikkat etmeli haber ve yorum/değerlendirme kavramlarını birbirine karıştırmamalıdır.

    Medya, özellikle gençliğimizi zararlı alışkanlıklara, ideolojilere, akımlara özendirici yayınlar asla yapmamalıdır.

    Terör örgütleri medyada yer bulduğu ölçüde etkinlik kazanmakta, moral bulmakta, örgüt içi disiplini sağlayabilmekte ve sempatizanlarının örgüte bağımlılığını arttırmaktadır.

    Medyada yer alan haber terör örgütlerinin propagandasını içermemeli ve detaylar verilerek gençlerimizi özendirici olmamalıdır.



    KAYNAKLAR

    1. A.YÖRÜKOĞLU, Gençlik Çağı, Özgür Yayın Dağıtım,1993.

    2. R. Ş. APUHAN, Kendime Engel Olmayacağım, İstanbul, Timaş Yayınları, 1996.

    3. N.ALKAN, Psikolojik Harekat, Terörizm ve Polis, Ankara, TEMUH Yayınları,2000.




    İNTİHAR EYLEMLERİ



    PKK TERÖR ÖRGÜTÜNCE GERÇEKLEŞTİRİLEN İNTİHAR EYLEMLERİ



    PKK terör örgütü, özellikle 1993 sonrası alınmış olan etkili tedbirler ve güvenlik kuvvetlerimizin gerçekleştirmiş olduğu operasyonlarda önemli kayıplar vermiş, l0 yıl süreyle artan eğimle devam eden örgüt eylemleri ilk defa düşüşe geçmiş ve üst üste 5 yıl düşüş göstermiş, örgüt mensupları moral çöküntüsü içerisine girmişlerdir.

    1-15 Mayıs 1996 tarihleri arasında yapılan 4. konferansında; örgüt militanlarının hemen hemen her bölge ve alanda eylemsizlik sürecine girdiği, örgütün silahlı yan kuruluşları ve grupları arasında kopukluklar olduğu, örgütten kaçışların yoğunlaştığı, dile getirilmiş ve gelişen olumsuzlukların, eylemsizliğin aşılması, örgüt mensuplarına moral ve motivasyon sağlaması amacıyla intihar eylemlerinde bulunulması yönünde karar alınmış ve bu kararın uygulamaya konulması için alt kadrolara talimatlar verilmiştir.



    Bu talimatlar doğrultusunda intihar eylemlerinin uygulamasının başlaması ve ilki 30.06.1996 günü Tunceli’de bayrak merasimi yapan askerlere olmak üzere terör örgütü mensupları tarafından Tunceli, Adana, Sivas, Hakkari, Diyarbakır ve Van İllerimizde intihar eylemleri gerçekleştirilmiştir.

    Bu tarihten itibaren ülke genelinde başvurulan intihar eylemleri ile güvenlik güçlerimizin aldığı tedbirlerle önlenerek gerçekleştirilemeyen, teşebbüs halinde kalan intihar girişimleri aşağıda belirtilmiştir.



    1) 30.06.1996 günü Tunceli'de, bayrak merasimi sırasında, Mehmet-Hanım kızı 1972 Malatya Merkez Elmalı köyü nüfusuna kayıtlı, Ayten-Gülistan Kod adlı psikolojik rahatsızlığı bulunan PKK militanı Zeynep KINACI'nın hamile kadın kılığında askerlerin arasına girerek, üzerinde sakladığı bombaları patlatması ile meydana gelen olayda (3) astsubay, (5) er şehit olmuş, (29) er de yaralanmış, eylemci parçalanarak ölmüştür.



    2) 25.10.1996 günü Adana Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü hizmet binası nizamiye kapısına hamile kadın kılığı ile gelen ve olay yerinde bulunan sağ el parmak izinin yapılan mukayesesi sonucu Yusuf-Fadile kızı 1979 doğumlu Mardin-Kızıltepe doğumlu Revşan kod adlı, Leyla KAPLAN olduğu tespit edilen bir bayan teröristin üzerinde taşıdığı patlayıcı maddeyi infilak ettirmesi sonucu meydana gelen olayda, (3) polis memuru ile Yaşar ÇETİN isimli vatandaş hayatını kaybetmiş, (9) polis ile (3) vatandaşımız yaralanmış, eylemci bayan terörist olay yerinde parçalanarak ölmüştür.



    3) 29.10.1996 günü Sivas’ta, Erzincan yolu Eğri Köprü civarında yapılan yol uygulamasında durdurulan 58 M 0415 plakalı minibüsteki yolcular arasında bulunan ve durumlarından şüphe edilen biri bayan iki kişinin yolcularla beraber Çarşı Karakolu’na ***ürüldükten sonra, sorgulanmak üzere Terörle Mücadele Şubesine ***ürülmek için ekip otosuna bindirilen Bermal, Zekiye ve Şükran kod adlarını kullanan, Zeynep KARCI sahte kimlikli, Batman nüfusuna kayıtlı Hasan kızı 1967 doğumlu Güler OTAŞ’ın üzerinde bulunan bombayı patlatması sonucu meydana gelen olayda, görevli (3) polis memuru şehit olmuş, (1) vatandaşımız hayatını kaybetmiş, (10) vatandaşımız çeşitli yerlerinden yaralanmıştır.

    PKK terör örgütü mensupları Güler OTAŞ ve Malatya nüfusuna kayıtlı, Mustafa oğlu 1970 doğumlu Sinan kod adlı Hacı CAN adlı teröristler parçalanarak ölmüşler, kendilerine yardımcı olan Hasan ATEŞÇİ göz altına alınmıştır.



    4) 17.11.1998 günü Hakkari Yüksekova ilçesi Jandarma Komutanlığı önünde Van iline gitmek üzere bekleyen askeri konvoya yaklaşan PKK terör örgütü mensubu Mardin ili Savur ilçesi Kayatepe köyü nüfusuna kayıtlı iken, 1977 yılında nüfus kayıtlarını Hatay, İskenderun ilçesi Kurtuluş mahallesine naklettiren Ferho-Hamdiye kızı 1971 doğumlu ROJBİN-AMANOS kod adlı Fatma ÖZEN’in üzerindeki patlayıcıları patlatması sonucu meydana gelen olayda, (3) askerimiz ve (2) vatandaşımız yaralanmış, eylemci parçalanarak ölmüştür.



    5) 01.12.1998 günü Diyarbakır-Lice ilçesinde Mehmet Cami CAN’ın sahibi olduğu, gıda maddeleri ile tüp satılan CAN markete gelen, 1994 yılında PKK terör örgütüne katılan Diyarbakır, Çınar ilçesi Pıranoğlu köyü nüfusuna kayıtlı Halil İbrahim-Dursune kızı 1975 doğumlu Binevş-Amed kod adlı Hüsniye ORUÇ’un üzerindeki Rus yapımı el bombasını patlatması ile meydana gelen olayda, (2)’si asker, (10) kişi yaralanmış, eylemci parçalanarak ölmüştür.



    6) 24.12.1998 günü Van’da, Orduevi önünden geçmekte olan Jandarma Asayiş Komutanlığı Personelini taşıyan askeri servis aracına yönelik olarak PKK terör örgütü mensubu, Hakkari-Çukurca ilçesi nüfusuna kayıtlı Ahmet-Züleyha kızı 1972 doğumlu Hamdiye KAPAN’ın taşıdığı patlayıcıları patlatması sonucu meydana gelen olayda, Ticaret Lisesi öğrencisi Osman AKBAŞ ölmüş, servis aracında bulunan (14) asker ve (10) askeri personel yaralanmış, eylemci parçalanarak ölmüştür.


    7) 20.03.1999 günü Van’da, Başkale ilçesi bölge trafik istasyonu önünde uygulama yapan trafik ekibine, PKK terör örgütü mensubu, Yusuf-Ayşe oğlu 1972 Hakkari doğumlu Ferhat kod adlı Tacettin ŞAHİN’in taşıdığı patlayıcıları patlatması ile meydana gelen olayda, (3) polis memuru ile olay yerinde bulunan (1) vatandaşımız yaralanmış, eylemci parçalanarak ölmüştür.



    Cool 27.03.1999 günü İstanbul’da, Beyoğlu, Taksim meydanında çevre emniyetinden sorumlu olarak görev yapan Çevik Kuvvet Şube müdürlüğüne ait otobüsün yanına yaklaşan, Kars, Susuz ilçesi Yaylacık köyü nüfusuna kayıtlı Teyfik-Telli kızı 1977 doğumlu Meral MAMYAK’ın şüphelenmesi ve dur ihtarında bulunması üzerine, ellerini her iki yana açmak suretiyle üzerinde bulunan bombayı patlatması sonucu meydana gelen olayda, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli, (3) polis memuru ile patlama esnasında olay yerinde geçmekte olan, (Cool vatandaşımız çeşitli yerlerinden yaralanmış, eylemci parçalanarak ölmüştür.



    9) 05.04.1999 günü Bingöl’de, Vali konağı önünde Bingöl Valisi Süleyman KAMÇI’nın aracından inip vali konağına girdiği sırada, Malatya, Arguvan ilçesi Alhasuşağı köyü Ballıca mezrası nüfusuna kayıtlı Sabri oğlu 1979 doğumlu BANAN-ŞAHAN kod adlı Baki TATLI’nın üzerinde taşıdığı bombaları patlaması sonucu meydana gelen olayda, vali korumalarının teröristi engellemeleri sonucu vali yara almadan kurtulmuş, (1) vatandaşımız ölmüş, (12) vatandaşımız yaralanmış, eylemci terörist parçalanarak ölmüştür.



    10) 08.04.1999 günü Hakkari’de, Yüksekova İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde, PKK terör örgütü mensubu İran uyruklu Ferhat ve Ferhenk kod adlarını kullanan Turab MAHMUDİ’nin Hakkari Valisi Nihat CANPOLAT’ın arabasına yaklaşarak, üzerinde taşıdığı bombaları patlatması sonucu meydana gelen intihar saldırısında Vali Nihat CANPOLAT hafif şekilde yaralanmış, Alay Komutanı Tahir ÇEBİ, makam şoförü Çetin DENİZ ağır yaralanmış, Makam şoförü Çetin DENİZ yapılan tüm müdahalelere rağmen hastanede hayatını kaybetmiş, (1) polis memuru ile olay yerinden geçmekte olan (5) vatandaşımız hafif şekilde yaralanmış, eylemci terörist ise parçalanarak ölmüştür.



    11) 02.06.1999 günü Şırnak’ta, İl Merkezine yakın bir yerde GKK’ları tarafından şüphe üzerine yakalanan PKK terör örgütü mensubu (2) teröristin, Jandarma Komutanlığına ait güney mevzilerine ***ürülmek istenmeleri esnasında teröristlerden birisi üzerinde bulunan bombaları patlatması sonucu meydana gelen olayda, Ceylan BAYAR adlı (1) kız ****** yaralanmış, eylemcilerden biri parçalanarak ölmüş, teröristin üzerinden (3) adet el bombası ele geçirilmiş, diğer terörist ise yaralı olarak kaçmıştır.



    12) 05.07.1999 günü Adana’da, Seyhan ilçesi eski Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü nizamiyesinde, kimliği tespit edilemeyen (1) kadın teröristin üzerinde taşıdığı bombaları patlatması sonucu meydana gelen olayda, (1) şube müdürü, (6) polis memuru, (2) teknisyen, (1) bekçi ve (4) vatandaşımız yaralanmış, eylemci kadın terörist parçalanarak ölmüştür.



    ....:: KeTo [N] :::....

    Paylaşımlarımın tamamı tarafımdan denenip,
    sorunsuzluğu test edildikten sonra sizlere sunulmaktadır.
    avatar
    KeTo[N]
    ● Co-Admin ●
    ● Co-Admin ●

    Geri: Türkiye Ve Terör!

    Mesaj tarafından KeTo[N] Bir Cuma Ekim 08, 2010 2:25 pm

    PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN İNTİHAR EYLEMİ TEŞEBBÜSLERİ



    1) 04.08.1996 günü Hakkari, Yüksekova ilçesi Orman Mahallesi, orman odun deposu yan tarafındaki bila sokakta Casım YILMAZ'ın evinin önünde 30 AC 213 plakalı Reno-Toros marka otoda patlama meydana gelmiş, olay yerinde biri parçalanmış (2) terörist cesedi bulunmuş, alınan parmak izinin incelenmesi sonucu ölen teröristlerin birinin Mustafa oğlu 1977 doğumlu Rojhat-Ferhat (K) Ömer ÇAĞALA olduğu tespit edilmiştir.

    Patlamada (1) vatandaş hayatını kaybetmiş, (3) vatandaş da yaralanmıştır.

    PKK'lı ölü teröristlerden birinin üzerinde (2) adet el bombası, olay yerinde (1) adet Rus yapımı RPG-7 roket mermisine ait gövde parçası ve bilyeler, el bombası fünyesine ait gecikme dividi ile araç içerisinde patlayıcı cinsinden bol miktarda TNT maddesi ele geçirilmiştir.



    2) 10.06.1996 günü Tunceli’de, Aytaçlar petrol tesisleri bölgesinde intihar saldırısı gerçekleştirmek istediği sırada bombaların üzerinde patlaması sonucu PKK terör örgütü mensubu, Turabi kızı 1981 doğumlu Derya ADAY parçalanarak ölmüştür.



    3) Diyarbakır'da yakalanan PKK terör örgütünün kırsal kadrosunda Ape Mustafa Cevdet kod adı altında silahlı olarak faaliyet gösterdiğinden Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünce aranmakta olan Diyarbakır, Çermik ilçesi nüfusuna kayıtlı Seyithan-Leyla oğlu 1956 doğumlu Abdurrahman MARANGOZ üzerinde Şanlıurfa ili Siverek ilçesi nüfusuna kayıtlı Sait-Bedriye oğlu 1958 doğumlu Eyyüp ESKİMİŞ adına tanzim edilen sahte kimlikle, kendisine yardımcı olan Diyarbakır ili Lice ilçesi nüfusuna kayıtlı Halil-Esma oğlu 1955 doğumlu Mehmet Şirin TAŞDEMİR 27.10.1996 günü yakalanarak gözaltına alınmıştır.

    Her iki şahsın yapılan sorgulamaları neticesinde 29 Ekim 1996 günü Cumhuriyet Bayramı törenlerinde intihar eylemi gerçekleştirmeyi planladıkları belirlenmiş, eylemde kullanacakları bomba düzeneği Diyarbakır Silvan yolu Peşmerge kavşağı tabir edilen mahalde bulunan un değirmeninde peynir tenekeleri içinde gizlenmiş vaziyette elde edilmiştir.

    Abdurrahman MARANGOZ'un iki kardeşinin çatışma sırasında güvenlik kuvvetleri tarafından öldürülmesinin örgüt tarafından ajite edilmesi, yaşının ilerlemesi sonucu kırsalda faaliyet gösteremeyeceği değerlendirmesi sonucu intihar eylemi için hazırlandığı, cesaretlendirici hap kullandığı belirlenmiştir.



    4) Şırnak ili nüfusuna kayıtlı, Nurettin kızı Delal kod adlı PKK terör örgütü mensubu Hazine AY, 21.11.1996 günü Mardin’in kurtuluş törenlerinde örgüt adına intihar eylemi yapmak amacıyla şehre indikten sonra 01.12.1996 günü Mardin il Jandarma Komutanlığı ekiplerince yakalanmıştır.

    Örgüt mensubunun yer göstermesi sonucu, Mardin ili Merkez konaklı köyü Şifek dağları mevkiinde bulunan sığınakta; (1) adet Kaleşnikof tüfek, (1) adet şarjör, (20) adet dolu fişek, (1) adet 16’lı tabanca, (Cool adet intihar eyleminde kullanmak için hazırlanan el bombası elde edilmiştir.



    5) 27.07.1997 günü Muğla’da, Bodrum ilçesi Çarşı mahallesi 6. Sokakta bulunan umumi tuvaletin bayanlar bölümünde saat 00.15 sıralarında meydana gelmiş olan patlama sonrası olay yerinde yapılan inceleme;

    Kudret DENKTAŞ sahte kimlikli, Bese ve Gülistan kod adlarıyla faaliyet gösteren PKK terör örgütü mensubu, Diyarbakır ili Lice ilçesi Yenişehir köyü nüfusuna kayıtlı, Ali-Nazime kızı 1974 doğumlu Dibistan PERİŞAN’a ait olduğu tespit edilen alt kısmı parçalanmış bayan cesedi bulunmuş, cesedin yanındaki spor çantası içerisinde (4) adet daha zaman ayarlı patlamaya hazır RUS yapımı el bombası ele geçirilmiştir.



    6) Şırnak bölgesinde İntihar eyleminde bulunacağı tespit edilen, Iğdır ili Hanoba köyü nüfusuna kayıtlı Yusuf kızı 1978 doğumlu Jinda kod adlı Bahar ERÇİK adlı PKK terör örgütü mensubu, 19.03.1999 günü Şırnak, Silopi ilçesi Doruklu köyünde, Silopi ilçesi Üçağaç köyü nüfusuna kayıtlı Hacı oğlu Salih KARAASLAN’ın evinde yakalanmış, alınan ifadesi sonucu 26.03.1999 günü sevk edildiği mahkemece tutuklanmıştır



    7) 04.03.1999 günü saat 14.25 sıralarında Batman il merkezinde, Ş.Keskin Kaplankıran Karakolu önünde, 1990 yılında PKK terör örgütüne katılan Cizre ilçesi Dağ kapı mahallesi nüfusuna kayıtlı Mehmet-Gülli kızı 1977 (1982) doğumlu Şehristan kod adlı Nezahat BOYACI, hamile görünümlü olarak görülmesi ve şüphe edilmesi üzerine görevliler tarafından çevrede bulunan vatandaşlar ikaz edilerek olay yerinden uzaklaşmaları sırasında şahıs üzerinde bulunan (12) el bombasından (3)’ünü patlatarak olay yerinde ölmüştür.



    Cool 03.04.1999 günü Tunceli il jandarma komutanlığına Süleyman YILDIZ isimli şahsın; 03.04.1999 günü evine eniştesi olan Tunceli ili merkez Anbar köyü nüfusuna kayıtlı Baki oğlu 1972 doğumlu Cenan AKGÜN ile (2) PKK örgüt mensubunun geldiklerini, örgüt mensupları ile eniştesinin evden ayrılarak Tunceli-Nazimiye yoluna indikleri sırada bir patlama sesi duyduğunu belirtmesi üzerine, 04.04.1999 günü sabah erken saatlerde olay yerinde İl jandarma komutanlığı görevlilerince yapılan incelemelerde;

    Cenan AKGÜN’ün parçalanmış cesedine rastlanılmış, ceset üzerinde 1 adet elektrikli fünye ile 1 adet parçalanmış saat katranı elde edilmiştir.

    Adı geçen şahsın vücuduna sararken cinsi ve menşei belli olmayan zaman ayarlı patlayıcının patlaması sonucu parçalanarak öldüğü değerlendirilmektedir.



    9) 09.04.1999 günü Gaziantep’te yapılan operasyonda PKK terör örgütü adına faaliyetlerde bulunduğu tespit edilen Osman SAMUR sahte kimlikli Aziz kod adlı Nebi KURHAN isimli terörist, (2) adet el bombası, (1) TNT kalıbı ve (70) adet mermi ile birlikte yakalanmıştır.

    Şahıs, ifadesinde vali ve belediye başkanına intihar türü eylem gerçekleştirmek istediğini beyan etmiştir..



    10) 20.04.1999 günü İstanbul’da PKK terör örgütü mensubu, Abdulkerim ARSLAN, (7) el bombası ile birlikte yakalanmış, intihar eylemi gerçekleştirmek istediği anlaşılmıştır.



    11) 14.05.1999 günü Muş ilinde bombalı intihar türü eylem düzenlemek üzere bir PKK terör örgütü mensubunun geldiğinin haber alınması üzerine, Muş Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalarda, 1997 yılında İstanbul’dan PKK terör örgütüne katılmak üzere Van’a gelen, Şanlıurfa ili Viranşehir ilçesi 1975 doğumlu Aziz-Necibe oğlu Rojhat kod Umut GÜLAY üzerinde (1) adet Rus yapımı el bombası, (1) adet star marka 9 mm. çapında tabanca ile yakalanmıştır.

    Sorgulamasında, intihar eylemi için seçildiğini, verilen talimat göre toplu şekilde bulunan asker veya polis birliklerine intihar saldırısı gerçekleştirmek üzere çalışmalar yaptığı sırada yakalandığını, bomba düzeneğini şehir dışında gizlemiş olduğu yerde gösterebileceğini beyan etmesi üzerine ilgili yere gidilerek birbirine paralel bağlanmış elektrikli fünye sistemli 8 ayrı el bombası elde edilmiştir.


    12) 06.07.1999 günü Batman il merkezinde Şehit Özkan Kocaer Polis Karakoluna yaklaşan bir erkek teröristin, intihar girişiminde bulunmak üzere karakola yaklaştığı sırada, karakol polisinin fark etmesi sonucu karakola 10-15 metre kala intihar girişimini gerçekleştirmeden vurularak öldürülmüş, elinde bulunan el bombasının biri patlamış, yapılan üst aramasında (6) adet patlamamış, el bombası, (1) adet tabanca, (Cool adet mermi ve (1) adet şarjör ele geçirilmiştir.


    DHKP-C TERÖR ÖRGÜTÜNCE GERÇEKLEŞTİRİLEN İNTİHAR EYLEMLERİ

    Örgüt içerisinde meydana gelen huzursuzluk ve dağılma psikolojisini etkisizleştirmek isteyen, ancak bunu sağlayacak şekilde ve düzeyde eylem ortaya koyamayan DHKP/C terör örgütü, intihar saldırı eylemlerini kendisine bir çıkış yolu olarak görmüş ve 2001 yılından itibaren intihar eylemlerine yönelmiştir.



    1) 03.01.2001 günü saat 14.00 sıralarında İstanbul Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne Gültekin KOÇ isimli terör örgütü militanı tarafından gerçekleştirilen intihar saldırısı sonucu (1) polis memuru şehit olmuş, (2) polis memuru, (2) çarşı ve mahalle bekçisi ile (3) vatandaşımız çeşitli yerlerinden yaralanmıştır.



    2) 10.09.2001 günü saat 17.40 sıralarında İstanbul Taksim Gümüşsuyu Çevik Kuvvet bekleme noktasına DHKP/C terör örgütü militanı Uğur BÜLBÜL tarafından düzenlenen bombalı intihar saldırısı eylemi sonucunda ise, (2) polis memuru şehit olmuş, yaralanan (1) Avustralya vatandaşı da tedavi için kaldırıldığı hastanede ölmüş, (13) polis memuru ile (Cool vatandaşımız yaralanmıştır.



    DHKP/C TERÖR ÖRGÜTÜNÜN İNTİHAR EYLEMİ TEŞEBBÜSLERİ



    1) 20.05.2003 günü saat 09.15 sıralarında Ankara-Çankaya-Kızılay-Ziya GÖKALP Caddesi 6/1 sayılı yerde faaliyet gösteren CROCODİLE Cafenin 3. Katında bulunan bayanlar tuvaletinde, meydana gelen patlama neticesinde maddi hasar meydana gelmiş, ve bir bayan ölmüştür. ölen bayanın parmak izi mukayesesinde DHKP/C terör örgütü mensubu Şengül AKKURT olduğu anlaşılmıştır.



    2) 24.06.2004 günü saat 15.15 sıralarında, İstanbul ili Fatih ilçesi Millet Caddesi üzerinde bulunan Çapa Kan Merkezi önünde, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait Eminönü-Soğanlı seferini yapmakta olan 34 DJM 68 plakalı körüklü İETT otobüsünün içerisinde meydana gelen patlama sonucu; (3) vatandaş ve Behice ÇATALÇAM sahte kimlikli Semiran POLAT ölmüştür. (26) vatandaşımız ise yaralanmıştır. Yaralanan vatandaşlarımız çevre hastanelerinde tedavi altına alınmıştır.

    Ölen şahıslardan birinin DHKP/C örgüt üyesi olup, firari sanık olarak aranan Zülfü kızı 1975 doğumlu Semiran POLAT isimli terörist olduğu, patlamanın Belediye otobüsünün sağ ön koltuğunda meydana geldiği öğrenilmiş olup, muhtemelen patlayıcının nakil sırasında söz konusu örgüt mensubunun iradesi dışında elinde patladığı ve patlayıcının telefon düzenekli hazırlanmış olduğu değerlendirilmektedir.



    DİNİ MOTİFLİ TERÖR ÖRGÜTLERİ TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN İNTİHAR EYLEMLERİ



    1) Neve Şalom Sinagogu’na Yönelik Bombalı Saldırı



    15.11.2003 günü saat:09.30 sıralarında Beyoğlu İlçesi Berekzade Mahallesi Büyük Hendek Caddesi No:67 sayılı yerde bulunan Neve Şalom Sinagogu’nun önünde 34 ZR 099 plaka sayılı 1993 model Isuzu marka beyaz renkli kamyonette (Süleyman oğlu 1940 Han doğumlu Ahmet UĞURLU adına kayıtlı) bulunan tahrip gücü yüksek bombanın patlaması sonucu (13) vatandaşımız ölmüş, (186) vatandaşımız yaralanmış, çevrede büyük çapta maddi hasar meydana gelmiştir.

    Eylemde kullanılan araçtan alınan kan ve doku örneklerinin incelenmesi sonucu eylemin Bingöl ili Merkez Olukpınar nüfusuna kayıtlı, Şefik-Sabite oğlu 1971 Bingöl doğumlu Gökhan ELALTUNTAŞ tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.



    2) Beth İsrael Sinagogu’na Yönelik Bombalı Saldırı



    Şişli İlçesi Efe Sokak No:4 sayılı yerde bulunan Beth İsrael Sinagogu arkasında saat:09.30 sıralarında 34 UHK 68 plakalı kırmızı renkli Isuzu marka kamyonette (İdris oğlu 1974 Bingöl doğumlu Metin EKİNCİ adına kayıtlı) bulunan tahrip gücü yüksek bombanın patlaması sonucu (13) vatandaşımız hayatını kaybetmiş, (117) vatandaşımız çeşitli yerlerinden yaralanmış ve çevrede büyük çapta maddi hasar meydana gelmiştir.

    Eylemde kullanılan araçtan alınan kan ve doku örneklerinin incelenmesi sonucu eylemin Bingöl ili Merkez İnönü Mahallesi nüfusuna kayıtlı Hüseyin-Fahriye oğlu 1974 Bingöl doğumlu Mesut ÇABUK tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Her iki patlamada toplam (26) vatandaşımız hayatını kaybetmiş, (303) vatandaşımız ise yaralanmıştır.



    3) HSBC Bankası Genel Müdürlüğüne Yönelik Bombalı Saldırı



    20.11.2003 günü İstanbul ili Levent Semtinde bulunan HSBC Bankası Genel Müdürlüğü’ne saat:10.55 sıralarında, 34 UVD 06 plakalı Hino marka 1995 model kamyonette (Lütfi oğlu 1976 Terme doğumlu Yüksel ÇELEBİ adına kayıtlı) bulunan tahrip gücü yüksek bombanın patlaması sonucu (14) vatandaşımız ölmüş, (192) vatandaşımız ise yaralanmış ve binada maddi hasar meydana gelmiştir.

    Eylemde kullanılan araçtan alınan kan ve doku örneklerinin incelenmesi sonucu eylemin Ankara ili Dikmen nüfusuna kayıtlı Hacı Bayram-Sultan oğlu 1956 Dikmen doğumlu İlyas KUNCAK tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.



    4) İngiltere Başkonsolosluğuna Yönelik Bombalı Saldırı



    20.11.2003 günü saat:11.05 sıralarında Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde bulunan İngiltere Başkonsolosluğu’na yönelik bomba yüklü 34 VCV 25 plakalı Hıno marka 1995 model kamyonette (Cafer oğlu 1975 İstanbul doğumlu Cahit ÖZTÜRK adına kayıtlı) bulunan tahrip gücü yüksek bombanın patlaması sonucu İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosu Roger SHORT ile (2) polis memurunun da aralarında bulunduğu (18) vatandaşımız ölmüş, (258) vatandaşımız ise yaralanmış, Konsolosluk binasında maddi hasar meydana gelmiştir.

    Eylemde kullanılan araçtan alınan kan ve doku örneklerinin incelenmesi sonucu eylemin Eskişehir ili Han ilçesi Hacılar mahallesi nüfusuna kayıtlı Ahmet oğlu 1976 doğumlu Feridun UĞURLU tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.

    15-20 Kasım 2003 tarihinde İstanbul’da meydana gelen 4 intihar saldırısı El Kaide Türkiye Yapılanması tarafından gerçekleştirilmiş ve saldırılarda toplam (58) şahıs hayatını kaybederken (753) şahıs da yaralanmıştır.

    5) Mason Locasına Yönelik Bombalı Saldırı
    09 Mart 2004 günü saat 22.10 sıralarında İstanbul ili Kartal ilçesinde faaliyet gösteren Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Masonlar Locası Kartal Şubesi’nin restoran kısmında (2) kişi tarafından canlı bomba eylemi düzenlenmiş, eylem neticesinde intihar eylemcisi Ankara ili Altındağ ilçesi Solfasol nüfusuna kayıtlı, Fahrettin-İkram oğlu 1978 Ankara doğumlu Nihat DOĞRUEL ile birlikte restoranda görevli Hüseyin KURUGÖL isimli şahıs hayatını kaybetmiş, diğer intihar eylemcisi Kırşehir ili Kaman ilçesi nüfusuna kayıtlı Necati-Nermin oğlu 22.02.1971 Ankara doğumlu Engin VURAL ile dernekte bulunan (5) şahıs ise çeşitli yerlerinden yaralanmıştır.



    İNTİHAR EYLEMLERİNDEKİ PSİKODİNAMİK GERÇEKLER



    İnsan psikolojisinde intihar, kendine güvensizliğin, ruhsal çöküntünün, karşılaşılan problemlere çare üretememenin bir ifadesidir.

    Diğer bir ifadeyle intihar, çaresiz kalan bir kişinin sorunlarından umutsuz bir kaçışı olarak yorumlanabilir. Sonuçta kişi olaylar karşısında eli kolu bağlı olduğunu anlayarak hiç bir çıkış yolu kalmadığından, umutsuzluk, karamsarlık ve çaresizlik içerisine düşmekte, gidişi değiştirecek güçten yoksun kaldığını görmektedir. Kendini ezilmiş, köşeye sıkıştırılmış hisseden bir kişi, duyduğu öfkeyi dışa boşaltamadığı için kendine yöneltmektedir. Kısacası, bir kişinin intihar etmesi hem kendini cezalandırma, hem de bu duruma düşmesine neden olanlardan bir öç alma davranışıdır.

    Terör örgütlerinin intihar eylemlerine ihtiyaç duyar hale gelmeleri; örgütlerin gelişmesinin, yükselmesinin, güç olarak daha fazla büyümesinin ve öne sürdükleri ideolojik ve politik çizgide daha ileri atılım yapmalarının kesinlikle bir ifadesi değildir.

    Denebilir ki, bu eylem yöntemi bir terör örgütü için başvurabileceği en son yöntemdir. Çünkü bu yöntem, karşılaşılan problemlere çözüm bulmanın mümkün olmadığı koşullarda ortaya çıkmaktadır.




    ....:: KeTo [N] :::....

    Paylaşımlarımın tamamı tarafımdan denenip,
    sorunsuzluğu test edildikten sonra sizlere sunulmaktadır.
    avatar
    KeTo[N]
    ● Co-Admin ●
    ● Co-Admin ●

    Geri: Türkiye Ve Terör!

    Mesaj tarafından KeTo[N] Bir Cuma Ekim 08, 2010 2:25 pm

    Terör Örgütlerinin İntihar Eylemlerine Başvurma Nedenleri

    Örgüt olarak;

    ·Küçülme kompleksine girmek,

    ·Faaliyet kanallarının tıkandığını hissetmek,

    ·Kitle desteğini kaybetme korkusuna kapılmak,

    ·Muhatap alınmamaktan doğan panik ve tedirginlik içine sürüklenmek,

    ·Tahrik olmak,

    ·Demoralize olup psikolojik bunalıma girmek,

    ·Kendi kadrolarını ve taraftarlarını psikolojik baskı altında bulundurmak,

    ·Madur görünüp kamuoyunun desteğini almak şeklinde belirlenmiştir.

    Bu ana başlıklardan tamamı ya da birkaçı bir araya geldiğinde intihar yöntemi için gerekli zemin oluşmuş demektir.

    Arkasında hangi güçler bulunursa bulunsun eğer bir terör örgütü bu eylem yöntemine başvuruyorsa, bu durum bize örgütün bir çıkmazın içine girdiğini göstermektedir.

    Çünkü intihar eylemi, çaresizliğin bir eylemidir. Bu eylem bir insanın iç dünyasındaki bunalımlarını dışa vurduğu gibi bir örgütün iç yaşamındaki bunalımlarını da ortaya koymaktadır.

    Terör örgütleri tarafından intihar eyleminde kullanılan teröristlerinde kişi olarak ruhsal bunalımda olan, psikolojik tedavi gören, örgüt içinde iken herşeyini kaybedip bitmiş olan ve bunalıma girenler arasından seçildiği, bazı intihar kobayı eylemcilerinde başka teröristlerce tehdit ve silah zoruyla eylem yerine kadar getirilip eyleme zorlandığı, eylemi kabul etmeyen örgüt mensuplarının da katledildikleri tespit edilmiştir.



    TERÖRİST PROFİLLERİ



    Terör Örgütlerindeki Militanların Yaş ve Öğrenim Durumları



    a. Sol Terör Örgütleri

    826 sol terör örgütü mensubunun dosyası üzerinde yapılan bir araştırma sonucunda;

    Yaş Gruplarına Göre Dağılımları

    % 65 14-25 yaş grubunda

    % 16.8 25-30

    % 17.5 30’dan sonrası



    Öğrenim Durumlarına Göre Dağılımları

    % 20.4 Yüksekokul mezunu ya da öğrencisi

    % 33.5 Lise mezunu ya da öğrencisi

    % 14 Ortaokul mezunu

    % 29.9 İlkokul mezunu

    % 1.9 Cahil



    b. Sağ Terör Örgütleri

    200 sağ terör örgütü mensubunun dosyaları üzerinde yapılan bir araştırmada:

    Yaş Gruplarına Göre Dağılımları

    % 2.5 10-14 yaş grubunda

    % 72.5 15-25 “

    % 17 25-29 “

    % 6 30-34 “

    % 2 35-65 “



    Öğrenim Durumlarına Göre Dağılımları

    % 22.5 Yüksekokul

    % 40.5 Lise

    % 14 Ortaokul

    % 19 İlkokul

    %2.5 Okur-yazar

    %1.5 Cahil



    c. Bölücü Terör Örgütleri

    262 tutuklu terör örgütü PKK mensubu üzerinde yapılan bir anket çalışmasında;

    Yaş Gruplarına Göre Dağılımları

    % 54 14-25 yaş grubu arasında

    % 34 26-37 “

    % 12 38-58 “



    Öğrenim Durumlarına Göre Dağılımları

    % 11 Üniversite

    % 16 Lise

    % 13 Ortaokul

    % 39 İlkokul

    % 12 Okur-yazar

    % 9 Cahil

    Yapılan bu araştırmalar, özellikle 14-25 yaş grubundaki lise ve üniversite çağındaki gençlerimizin, ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütlerinin en büyük hedef kitlesi olduğunu göstermektedir.



    Ayrıca, F Tipi Cezaevlerinde tutuklu veya hükümlü bulunan 1.055 sol terör örgütleri mensupları üzerinde yapılan anket çalışması sonucu hazırlanan örgüt mensuplarının yaş durumlarını gösteren istatistiki bilgiler aşağıda verilmiştir.



    ÖRGÜT MENSUPLARININ YAŞ DURUMLARI
    SAYI
    ORAN

    14'DEN KÜÇÜK
    1
    ,1

    14 İLE 18 YAŞ ARASI
    26
    2,5

    18 İLE 26 YAŞ ARASI
    260
    24,6

    26 İLE 31 YAŞ ARASI
    355
    33,6

    31 İLE 36 YAŞ ARASI
    190
    18,0

    36 İLE 41 YAŞ ARASI
    143
    13,6

    41'DEN BÜYÜK
    80
    7,6

    TOPLAM
    1055
    100,0





    TERÖR ÖRGÜTLERİNİN İÇ YÜZÜ





    TERÖR ÖRGÜTÜ PKK/KONGRA-GEL HAKKINDA BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ?



    PKK/KONGRA-GEL NEDİR?

    KADEK(PKK) terör örgütü, 2003 yılının sonlarında yaptığı 2’nci kongresinde KONGRA-GEL (Kongreye Gele Kürdistan-Kürdistan Halk Kongresi) adını almıştır.

    KONGRA-GEL; PKK’nın temelde ve fikirde eski çizgisini aynen koruyan, KADEK’den sonra ismi değişmiş halidir.

    KONGRA-GEL; PKK’nın KADEK’den sonra terör örgütü imajından sıyrılmak için strateji gereği başvurduğu yapısal değişikliklerle oluşan yeni imajıdır.

    KONGRA-GEL; Amacında, ideolojisinde herhangi bir değişiklik yapmadığı gibi silahlı gücünü özellikle K.Irak alanındaki örgüt kamplarında bir tehdit unsuru olarak barındırmaya, sayısını çoğaltmaya ve yönlendirmeye devam eden PKK ve KADEK’in yeni yüzüdür.

    KONGRA-GEL; PKK ve KADEK’in kullanmış olduğu veya örgütü temsil eden amblem, rozet, flama vb. işaretlerini aynen kullanmaya devam eden halidir.

    KONGRA-GEL; PKK terör örgütünü (20) yıla yakın yöneten, her türlü terör eylem ve faaliyetlerini kararlaştıran, örgüt mensuplarını terör eylemlerine kanalize edip talimat veren, örgütün amacına veya stratejisine karşı gelen mensuplarını cezalandıran sorumlularını, mevcut konumları ile çatısı altında barındıran bir yeni oluşumdur.

    KONGRA-GEL; PKK’nın terörist yöntemleriyle gerçekleştiremediği hedefine, amacına sözde kültürel haklar, kimlik, insan hakları, demokratikleşme vb. kavramları kullanarak ulaşmaya çalışacağı KADEK’ten sonraki yeni yüzüdür.

    KONGRA-GEL; PKK terör örgütü gibi KADEK’inde AB tarafından terörist örgütler listesine alınacağının önceden sezinlenmesidir.

    KONGRA-GEL; Bazı kesimlerin algıladıkları/algılamak istedikleri gibi yasal bir parti, örgüt, kuruluş değil PKK ve KADEK gibi bir terör örgütüdür. Çünkü PKK’nın bir ürünüdür.

    KONGRA-GEL; Saklanılamayan, gizlenilemeyen, rütuşlanarak maske takılmaya çalışılan PKK’nın varisi ve tek hamisi, KADEK’in devamı;

    Yani, PKK’nın kendisidir.

    Ayrıca;

    *Örgüte katılarak aç, susuz, sefalet içerisinde faaliyet gösterirken sağlığı bozulan militanların tedavilerinin yaptırılmayarak ölüme terk edildiklerini veya intihar türü eylemlere gönderilerek ölüme zorlandıklarını,

    *Örgüt içerisindeki bayan militanların erkeklerin zevk aracı olduğunu, erkek militanların da homoseksüel ilişkilere girdiklerini, örgütte kısa bir süre de olsa kalan genç kızların istemedikleri ilişkilere zorlandıklarını, direnenlerin de ajan, provakatör ve işbirlikçi iddiasıyla öldürüldüğünü,

    *Kimi zaman günlerce bir lokma ekmekten yoksun kalan militanların katır, eşek, kaplumbağa, kurbağa vs. hayvanların etiyle beslenmeye çalıştıklarını,

    *Örgüte katılanların ömrünün fazla olmadığını, (3-4) yıl yaşayanların sayısının çok az olduğunu, onun için, sorumluları hariç, örgüttekilerin yaş ortalamasının (18-20) yaş arasında bulunduğunu,

    *Örgütten kaçmanın çok zor olduğunu, kaçıpta yakalananların örgüt tarafından çoğunlukla öldürüldüklerini, örgütten kaçıp kurtulma girişiminde bulunan veya örgüte uyum sağlayamayanların üzerinde naylon yakma, buz üzerinde bekletme, aç-susuz bekletme ve örgütten dışlama şeklinde cezalandırıldıklarını,

    *Örgüt mensuplarının, örgüte destek veren köylerden bazılarına erzak temin etmek için gittiklerinde bazı ailelerin kızlarına ölüm ve korkutmayla tehdit ederek tecavüz ettiklerini,

    *Avrupa’da terörist örgüt imajından kurtulmaya çalışan terör örgütünün; yurt içi ve yurt dışında terörist başının idamının engellenmesi adına idama hayır kampanyaları düzenlerken, diğer taraftan sadece örgütten ayrılmak istediklerini söyledikleri için veya terör örgütünün gerçek yüzünü görerek kaçma girişiminde bulunan ve başarısız olan örgüt mensupları hakkında sözde mahkemeler kurarak idam kararı verip uygulandığını ve bunları diğer örgüt mensuplarına ibret olsun diye videoya kaydederek seyrettirdiklerini,

    *Yurtdışındaki ve yurt içerisindeki yandaşlarına kardeşlik, barış, sevgi ve hoşgörüden bahseden terör örgütünce, özellikle kendi kadrolarında duygusal ilişkiye giren ve evlenmek isteyenler hakkında ölüm emri verildiğini

    biliyor muydunuz?



    SOL TERÖR ÖRGÜTLERİ HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR

    MUSUNUZ?



    *Yaptıkları en ufak harcamalardan dahi militanlarından hesap soran örgütün üst düzey sorumlularının yurt dışında zevk-sefa içinde yaşadıklarını,

    *Örgütün üst düzey elemanları arasında her türlü ilişkinin serbest olmasına rağmen alt düzey elemanlar arasında duygusal ilişkilerin büyük cezalara sebep olduğunu, itiraz dahi edemediklerini,

    *Yaptıklarının boş olduğunu ve kendilerinin kullanıldığını anlayarak örgütten ayrılmaya karar veren örgüt mensuplarının işbirlikçi, hain ve şerefsiz olarak suçlandığını, öldürülme korkusuyla bu zor şartlara katlandığını,

    *Gençleri sözde uyuşturucudan koruma propagandaları yapan DEV-SOL örgütünün, bizzat gelir temin etmek amacıyla 1980 yılı ilk baharında örgüt liderlerinden P. G., E. C. ve A. T. vasıtasıyla yurtdışına (4) kilo eroin sevkıyatı yaptığını,

    *DEV-SOL örgütü üst düzey yöneticilerinden P. G.’nin, örgüte maddi destek sağlamak için uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen örgüte ait 400.000 Frank’ı çaldığı gerekçesiyle terör örgütü lideri tarafından 11.07.1991 tarihinde Paris'te öldürtüldüğünü,

    *DEV-SOL terör örgütü liderinin Fransa'daki cezaevinden tahliyesi sonrasında uyuşturucu trafiğinin hızlandığını, uyuşturucu trafiği ve mafya ilişkilerinin örgütün diğer kadrolarından gizlendiğini,

    *DEV-SOL örgütüne yönelik 27.07.1993 tarihinde yapılan operasyonda yakalanan S.Ö.’in ikametinde 2065 gr. esrarın yakalandığını,

    *DHKP/C’ye yönelik 12-25/10/1995 tarihlerinde İstanbul’da yapılan operasyonlarda yakalanan (6) şahısla birlikte 500 gr. esrarın ele geçirildiğini,

    *DHKP/C’ye yönelik 18.04.1995 tarihinde İstanbul’da yapılan operasyonda R. T.’nin (10) kg. eroin ile yakalandığını, R. T. ve C. T.’in terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda yurtdışına uyuşturucu madde ***ürdüklerini, elde edilen para ile örgüte silah alındığını,

    *DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı İstanbul Emniyet Müdürlüğünce 03.12.1997 tarihinde yakalanan S. Y.'nin ifadesine göre, örgütsel eyleme çıktıklarında ve örgüt adına para toplamaya giderken örgüt mensuplarının devamlı olarak uyuşturucu madde kullandıklarını,

    *İstanbul Sabancı Center’da 09.01.1996 tarihinde Özdemir Sabancı ve iki kişiyi öldüren DHKP/C örgüt mensuplarından İ. A.'nın (5) ay süreyle saklandığı evde, ev sahibinin baldızına tecavüz ettiğini,

    *28.05.1998 günü yakalanan DHKP/C örgüt mensubu Hilal (K) E. G.’in birlikte kaldığı hücre evinde içki alemi yapan örgüt mensuplarının kendisine tecavüz etmek istemeleri üzerine evden kaçtığını,

    *Tokat kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML terör örgütü mensuplarından (15) yaşındaki kız örgüt mensubuna aynı örgüt içerisinde tecavüz edildiğini,

    *Sivas-Tokat kırsal alanında faaliyet gösteren DHKP/C terör örgütü mensubu S. G.’nin kırsal hayata dayanamayıp, şehre dönmek istemesi sonucu, örgüt tarafından öldürüldüğünü, örgüt yayını Kurtuluş gazetesinde “düşmanla çatışmanın şiddetli olduğu bir esnada, düşman saflarına geçmek istediği için öldürüldü” şeklinde yalan haber yazıldığını,

    *1996 yılı sonu ve 1997 yılı başlarında, Sivas-Tokat kırsalında faaliyet gösteren (31) DHKP/C terör örgütü mensubundan (9)’unun örgütten firar ettiğini,

    *Kışı Karadeniz kırsal alanında sığınakta geçiren örgüt mensuplarından Murat (K) M. Y.'nin ayaklarının donması üzerine sağ ayağının (4), sol ayağının ise (1) parmağının DHKP/C sözde grup komutanı Niyazi (K) S. Y. tarafından demir testeresi ile kesildiğini,

    *Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten DHKP/C örgüt mensuplarından S. B.’nin örgütten ayrılmak istemesi üzerine hainlikle suçlanarak cezalandırılmak amacıyla çizmelerinin içine kar doldurulduğunu, ayaklarının soğuk suda bekletilerek dondurulduğunu ve tuvalet ihtiyacını gidermeme cezası verildiğini; bunun üzerine soğuktan donan ayak parmaklarının dışkı içerisinde uzun süre kalmasından dolayı çürüdüğünü, çürüyen parmaklarının da makasla kesildiğini,

    *MLKP terör örgütü mensuplarının A. A. ve T. A. isimli örgüt mensubu arkadaşlarını, İstanbul yakınlarında ormanlık alanda iki gün süresince işkence ederek sorguladıklarını ve silahla öldürdüklerini,

    *Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML-TİKKO terör örgütü mensubu (10) örgüt mensubunun, örgüt mensubu arkadaşları tarafından işkence yapılarak sorgulandığını, bazılarının işkenceye dayanamayarak öldüğünü, bazılarının da işkence sonrası silahla öldürüldüğünü,

    *TPK/ML terör örgütü Merkez Komitesinin almış olduğu infaz kararı doğrultusunda, Tunceli ili Mazgirt ilçesi Aşağıoyumca Köyünde (Cool yaşındaki S. K. isimli ******n örgüt mensupları tarafından öldürüldüğünü,

    *1999 yılında TKP/ML-TİKKO’ya katılan Savaş kod isimli örgüt mensubunun örgüt içinde huzursuzluk çıkardığı gerekçesiyle ajanlıkla suçlandığını, örgüt mensupları tarafından (2) gün sorgulandığını ve (3) örgüt mensubu tarafından öldürüldüğünü,

    biliyor muydunuz?



    SAĞ TERÖR ÖRGÜTLERİ HAKKINDA BUNLARI

    BİLİYOR MUSUNUZ ?



    *Düzce Hizbullahı terör örgütünün mali kaynak sağlamak için cinayet, hırsızlık, gasp ve soygun eylemlerini gerçekleştirdiğini, hatta örgüt mensuplarının 1995 yılı içerisinde çeşitli il ve ilçelerdeki camilerden halı ve kilim çaldıklarını,

    *İBDA/C terör örgütünün, ideolojisiyle ters düşmesine rağmen, marksist-leninist ideolojiye sahip PKK ve DHKP/C gibi terör örgütlerini destekleyip; yayın organlarında bu örgütleri savunduğunu,

    *İslami Hareket Örgütü mensuplarının İslam ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde her yolu kendilerine mübah sayan bir zihniyete sahip olduklarını, banka soygunları, otomobil ve eşya hızsızlıkları yaptıklarını,

    *Anadolu merkez olmak üzere şer'i esasların hakim olacağı federal yapıda bir İslam Devleti kurmayı amaçlayan Hilafet Devleti örgütü lideri Muhammet Metin KAPLAN’ın zimmetine para geçirdiğini ve bu sebeple örgüt içerisinde sürtüşmeler yaşanarak bölünmelerin meydana geldiğini,

    *Hizbullah Terör Örgütü liderinin zekat adı altında toplanan haraçlarla İstanbul’un lüks semtlerinin birinde 120.000 Dolara alınan villada oturduğunu, örgüt mensuplarının ise yoksulluk ve sıkıntı içerisinde ailelerinden uzakta yaşadığını,

    *Ö.E isimli pavyonda çalışan bir bayanın Hizbullah Terör örgütü mensubu M.S.K ile evlendiğini, örgütün bu evliliği tasvip etmeyerek Ö.E.’yi M.S.K’nın kardeşi ve amca oğluna öldürttüğünü, daha sonra örgütün önce M.S.K.’yı sonra da Ö.E.’yi öldüren M.S.K.’nın kardeşi ve amca oğlunu kendi örgüt mensuplarına öldürttüğünü ve mezar evlere gömdüğünü,

    *Hizbullah terör örgütü tarafından domuz bağıyla öldürülüp gömülen ve daha sonra yapılan kazı çalışmalarında çıkartılan (70) cesetten (14)’ünün kendi örgüt mensupları olduğunu,

    biliyor muydunuz ?




    TERÖR ÖRGÜTLERİNİ YASAKLAYAN ÜLKELER ve BİRLİKLER



    ALMANYA

    Almanya Federal İçişleri Bakanlığı, 1995 tarihinde PKK ve yan kuruluşlarının yasaklanması hususunda karar almıştır. Kararda PKK'nın Marksist/Leninist bir örgüt olduğu, hedefinin devrimci bir darbe ile Türkiye'ye ait toprakların bir bölümü üzerinde otonom ve sosyalıst bir devlet kurmak olduğu ifade edilmiştir.

    26 Ocak 1998 tarihli kanun ile de DHKP/C 'nin Alman Ceza Kanuna karşı geldiği, Almanya'nın iç güvenliğini tehdit ettiği ve kamu düzenini tehlikeye soktuğu için, DHKP/C ve DEV-SOL'un faaliyetlerinin yasaklandığı karara bağlanmıştır.

    03.03.2003 tarihinde Almanya İçişleri Bakanı Dr Otto SCHİLY’nin ülkemizi ziyareti esnasında KADEK’in AFC’de KADEK (PKK)’nın devamı olarak görüldüğü ve bu nedenle yasaklandığı yönünde açıklama yapmıştır.



    AVUSTURYA

    Avusturya Yüksek Mahkemesi 18 Ekim 1995 tarihli kararı ile PKK ve yan kuruluşlarını illegal örgüt olduklarını kabul ederek yasaklamıştır.



    AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

    ABD, 8 Ekim 1997 tarihinde Dışişleri Bakanlığı terör örgütleri listesine PKK ve DHKP/C terör örgütlerini almış; bu örgütlere yardım ve destek verilmesini ve örgüt üyelerinin ABD'ye girişlerini yasaklamıştır.

    09.12.2002 tarihinde finans kaynaklarının durdurulduğu ve PKK’nın isim değiştirerek KADEK ismini aldığı.



    İNGİLTERE

    İngiltere, 29 Mart 2001 tarihinde PKK ve DHKP/C terör örgütlerini terör örgütleri listesine almıştır.



    FRANSA

    30 Kasım 1993 yılında PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmiştir.



    AVRUPA BİRLİĞİ

    Avrupa Birliği Konseyi tarafından hazırlanan ve 27 Aralık 2001 tarihinde Brüksel’de imzalanarak Avrupa Topluluğu Resmi Bülteni’nde yayınlanan “Terörizmle Mücadelede Özel Tedbirlerin Uygulanışına Dair Konseyin Ortak Görüşü” başlıklı metnin terör örgütleri listesi içerisine 02 Mayıs 2002 tarihi itibariyle PKK ve DHKP/C terör örgütleri de dahil edilmiştir.

    Konseyde alınmış olan kararları gereği; Terör örgütü listesinde yer alan PKK ve DHKP/C’nin fonları ve mali varlıklarının veya ekonomik kaynaklarının dondurulmasını (Madde 2),

    Avrupa Topluluğu, fonların, mali varlıklarının veya ekonomik kaynaklarının veya mali veya diğer ilgili hizmetlerinin, doğrudan veya dolaylı olarak PKK ve DHKP/C terör örgütlerinin kullanımına sunulmamasını (Madde 3),

    Avrupa Birliğine Üye Devletler, terör eylemlerinin önlenmesi ve mücadelede birbirlerine mümkün olan en kapsamlı yardımı sağlayacağı, bu bağlamda talep üzerine Avrupa Birliği Anlaşması ile Üye Devletler ile bağlayıcı olan diğer uluslar arası anlaşmalar, düzenlemeler ve sözleşmeler doğrultusunda PKK ve DHKP/C örgütleri hakkında yetkililerce soruşturma ve işlemlerin yapılacağını (Madde 4) taahhüt altına almaktadır.

    PKK terör örgütü, AB terör örgütleri listesinde yer almıştır. AB’ye üye devletler haricinde ise başta ABD, Avusturalya, Japonya, Kanada, Bulgaristan, Kazakistan ülkeleri PKK terör örgütünü kendi ülkelerinde terörist örgüt listesinde göstererek her türlü eylem ve faaliyetlerini yasaklamışlardır.

    Ayrıca PKK terör örgütünün her türlü faaliyeti Almanya, Fransa ve İngiltere ülkelerinde de yasaklanmıştır.

    Bunun haricinde ABD, Almanya, Kanada ve Kazakistan KADEK’i PKK’nın diğer ismi olarak tanımlamışlardır.




    PKK/KONGRA-GEL’i YASAKLAYAN ÜLKE ve BİRLİKLER


    1)ABD :13 Ocak 2004 tarihinde yasadışı PKK/KONGRA-GEL’i terör örgütleri listesine almıştır.

    2)AB (Avrupa Birliği) :5 Nisan 2004 tarihinde PKK/KONGRA-GEL’i terör örgütleri listesine almıştır.

    3)AVUSTRALYA :4 Mayıs 2004 tarihinde PKK/KONGRA-GEL’i terör örgütleri listesine almıştır.

    4)FİLİPİNLER :8 Haziran 2004 tarihinde PKK/KONGRA-GEL’i terör örgütleri listesine almıştır.

    5)KAZAKİSTAN :15 Ekim 2004 tarihinde PKK/KONGRA-GEL’i terör örgütleri listesine almıştır.



    ....:: KeTo [N] :::....

    Paylaşımlarımın tamamı tarafımdan denenip,
    sorunsuzluğu test edildikten sonra sizlere sunulmaktadır.

      Forum Saati Perş. Eyl. 20, 2018 11:11 am